“BARIŞ PINARI”

 “BARIŞ PINARI”
Bu içerik 35 kez okundu.

Sevgili Okuyucularım;

      Türkiye’yi bu günkü Barış Pınarı hareketine dünyanın bildiği bilmezlikten geldiği, Dünyanın gördüğü görmemezlikten geldiği, suskun kalmakla yetinmeyip Terör odaklarına mühimmat, ağır silah ve finansal yardımlar yapanların karşısında sabırlı kaldığı gerçeği, sabır küpünün çatlaması sonucu ve bu gerçekler karşısında emperyalizmin vampir misali salyalı ağızlarının kan kokusunu Türk Devleti yakinen görerek yaşadığı için almıştır.

 Artık kendi göbeğini kendisi keserek Barış Pınarı hareketini savunma amacı Başlatmış oldu.

   Oyalama süreci uzun sürdüğü için, bu uzun diplomatik kandıra hareketlerinin süren görüşmelerinin  ardından, 5-7 Ağustos'ta Ankara'da  ABD ile Güvenli Bölge toplantısında, ABD, "Türkiye'nin güvenlik kaygılarını gidermek için ilk önlemlerin alınmasını teminen, Suriye  gerçeğine göre, PKK uzantısı YPG’nin AB – ABD - İsrail ve Araplara göre Kürtlerin kontrol ettiği  bölgede güvenlik koridoru  kurulmasında" anlaşmaya varıldığı ABD tarafından açıklandı.
      Öncelikle Türkiye'nin terörle mücadele amacıyla Suriye'nin kuzeyini barış koridoru - Güvenli Bölge haline dönüştürme istemini,  ABD Ankara'nın bu taleplerini her türlü biçimlerde oyalamasının yanı sıra binlerce TIR’la PKK/PYD’ye ağır silah ve araçlarla yardım yapılarak adeta ödüllendirilme politikası ile güçlü finans yardımında bulunarak, Türkiye'nin oyalanarak tava getirilmek istenmesi aşikardı.
    Türkiye açık bir tuzağa yatırılıyordu. Sebep masada;  Türkiye "Fırat Nehri'nden Suriye- Türkiye- Irak sınırına kadar uzanan 32 kilometre derinlikte bir bölge üzerinde tam kontrol talebini öne sürmekteydi.
    Buna karşılık PYD’nin (Kürtlerin) 5 kilometre derinlikte güvenli bölge alanı verilebilir talebi vardı.
    Beraberinde, ABD'nin; 32 kilometre derinlikte ve 120 kilometre uzunluğunda Türkiye sınırında  şeritler halinde cepler oluşturarak,  Türkiye'yi güvence altına almak önerisi bulunuyordu.

    ABD karşısında toy bir devlet vardır, anlayışı olmadığını görmüş oldu.

     Türkiye operasyona başlar başlamaz , bütün dünya ülkeleri tarafından protesto edilmeye başlandı.
   Türkiye, Suriye'deki varlığı ile geçmişteki benzer yollardan yalnızlaştırılma politikasına kurban edilme senaryoları sahneye konuldu.

     Başta İsrail, İsrail’in kadın çocuk demeden katlettiği Filistin, Sözüm ona Müslüman sıfatı taşıdığını iddia eden “Yezid soyu” Birleşik Arap emirlikleri, Suudi Krallığı ve 80 Bin kaçak işçisine ekmek yedirerek barındırdığımız Ermenistan  “Türkiye işgalci soy kırım yapıyor” iddialarında bulunarak Türkiye’nin kınanmasını talep etmeye başladılar.

   Macaristan Rusya Birleşmiş Milletlerde Türkiye’nin kınanmasını veto ederken, Azerbaycan’ın genç halkı Türkiye’nin yanında savaşmak için Azerbaycan’daki Türkiye Konsolosluklarına müracaat etmeye başladı.                

    Azerbaycan Cumhur Başkanı İlham ALİYEV açıklamasında “Azerbaycan halkı ve Devleti her zaman olduğu gibi, Türkiye Halkının ve Devletinin yanındadır” diyerek desteğini iletmiş oldu.

   ABD Başkanı D. Trump, Suriye ile ilgili son kararının ardından Türkiye'ye yönelik açıklamasında çok laubaliydi! "Daha önce güçlü bir şekilde ifade ettim, şimdi bir kez daha yinelemek için söylüyorum; Türkiye, benim derin ve eşsiz anlayışıma göre, sınırların dışında olduğunu düşündüğüm bir şey yaparsa, ekonomisini mahvederim ve yok ederim"  dedi.
Belli ki, Türkiye Barış Pınarı, Suriye operasyonuna çok önemli dezavantajlarla başlamış oluyordu.
   ABD'nin Suriye'deki politikasına, halklara belletildiği üzere D.Trump'ın mantık dışı bir şizofren, zayıf ve otoriter bir kişilik dışı bir kripto-faşist algısıyla yaptığı açıklamalara bakıldığında değişik uyumsuz hedefler görünüyor olmasıydı.  D. Trump, yukarıdaki vizyonunun  kronolojik işleyişi doğrultusunda konuşmasını sürdürmeye devam ettiği ajanslarca belirtilmektedir.

    ABD'nin yurtdışındaki askerlerini çekme vaadine istinaden;
    D.Trump, Türkiye'nin ABD  ile müttefik olan PKK/YPG (Kürt) militanlarına  saldırması için ilgili bölgeden birliklerini çekmesine rağmen, Dün gazetecilere verdiği demeçte;
   Türkiye'nin kuzey Suriye'ye girmesini "kötü bir fikir" olarak nitelendiriyor ve Washington'un "bu saldırıyı onaylamadığı" konusunda ısrar ediyor.
     ABD'nin DAEŞ'in yüzde 100'ünü yokettiğinden bahisle,  Türkiye'yi  tutsak tutulan tüm DAEŞ savaşçılarının cezaevinde kalmasını sağlamak, DAEŞ'in hiçbir şekilde görünür hale gelmemesinden sorumlu tutuyor.
     "Türkiye'nin bütün taahhütlerine uymasını bekliyor ve durumu yakından izlemeye devam ediyoruz" diyor...
     Ardından  operasyonun ABD'yi Ortadoğu’daki askeri çatışmalardan çıkarma misyonunun bir vasıtası olduğunu söylüyor.
    Bunun PKK/PYD (Kürtlere) ihanet teşkil ettiğini reddediyor..
    "Suriye'yi terk etme sürecinde olabiliriz, ancak hiçbir şekilde özel insanlar ve harika savaşçılar     olan Kürtleri terk etmedik" diyor.

   Lahana Turşusu ve perhiz burda başlıyor.  Bunları söyleyen müttefikimiz, hani Nato’da birlikte Korede savaştığımız. Dün askerimizin başına çuval geçiren, bu gün Türkiye’nin bölünmesi için her türlü oks, fokusu yapan Zatı Zungur” hokkabaz, bir kez daha şaşırtıyor.

    PKK/PYD "Kürtler toprakları için savaşıyor." (Kurt Schlichter'in 8 Ekim'de Townhall'da çıkan makalesi," Critics Aghast As Trump Keeps Word About No More Wars" den bahisle,
"Bugün yeni bir makale yazdı. II. Dünya Savaşı'nda bize yardım etmediler. Bir örnek olarak, Normandiya konusunda bize yardım etmediler. Orada değillerdi, farklı savaşların adlarından bahsediyorlar. Ama biz Kürtlere yardım etmek için muazzam miktarda para harcadık. Biz Kürtleri seviyoruz."diyor. Siz Terörü ve onun kaynağı PKK/YPG’yi seviyoruz demeniz daha doğru olmazmı?  

    Türkiye'nin de Suriye'deki tek taraflı askeri harekatının "kabul edilemez" olduğunu açıklarken,
Türkiye'nin Suriye'de gerçekleştirebileceği "koordinasyonsuz" herhangi bir operasyonun ABD'de büyük endişeye neden olacağını belirtti;
      Böylece Türkiye'nin orantısız güç kullanmasına yasak getirdi.
      Operasyonlar sırasında Türkiye'ye hiçbir enformasyon sağlamayacağı bildirildi.
      Ve Pentagon kuvvetlerinin "operasyona katılmayacaklarını" ve " operasyon alanında olmayacaklarını" açıkladı.

     Gelin Kınamayalım Donald Trump’u, ne dersiniz;

    Başında çok bela var nasıl olsa! Beyaz Saray'a gelir gelmez basın tarafından  manik-depresif bir narsist, zayıf ve otoriter bir kişilik, bir kripto-faşist olarak dünyaya sunuldu. Hilary Clinton ve Demokrat Parti onu Rus casusu olmakla suçladı.
   Görevden azli amacıyla ona ve ekibine karşı bir soruşturma açılmasını sağlamayı başardılar.
   Trump Temsilciler Meclisi ara seçimlerini kaybettiğinde, muhaliflerinin bir bölümüyle uzlaşmak zorunda kaldı.
   Mecburen, Pentagon'la anlaşma yaptı diyorlar. Ülkeyi bir savaş sarmalına sokmamaları kaydıyla bazı askeri eylemlere izin verdiğini, karşılığında Rusya soruşturmasının kapatılmasını mı sağladığını, D.Trump  bu vizyonu için ilk sekiz ayında, Büyük Ortadoğu'nun yok edilmesine yönelik hazırlıkları durdurmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu, başarısızlığın suçunu ve bu günkü Ortadoğu batağının gelinen konumunu ABD’nin Geçmiş Başkanı OBAMA’ya bağladı.

     Gündüzle geceler karanlıklara gebe kalmaktadır. TSK ordusu Barış Pınarı hareketinde Türk Askerinin geleneğinde olan sivillere ve mazlumlara dokunmama şiarını kapsayan yapısallığı ile bu vatanı terör, terör örgütlerinin kirli amellerinden arındırdıkları gibi, Emperyalist amellerde teslim etmeyeceklerdir.

     Mehmetçik Barış Pınarının suyu ile Güvenlik koridoruna zeytin ağaçları dikerek barışın ve huzuru sağlanacağına inanarak, “Bayrağımızdan, Cumhuriyetimizden, Toprak Bütünlüğümüzden, Atatürk ilke ve hedeflerinden asla vaz geçmeyeceklerine inanıyorum.

       Suriye’nin Toprak bütünlüğü Misakı Milli hudutlarımız içi önem taşımaktadır. Bu önem kapsamında bekleyelim görelim.

      Sağlıklı yaşayın huzur içinde sağlıcakla kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
3 BAKAN KULA’YA GELİYOR
3 BAKAN KULA’YA GELİYOR
Baytok, Kadınlara Seçme Ve Seçilme Hakkının Verilişinin 85. Yıl Dönümünü Kutladı
Baytok, Kadınlara Seçme Ve Seçilme Hakkının Verilişinin 85. Yıl Dönümünü Kutladı