KIBRIS VE AKDENİZ
Seyfettin Ayakyay

KIBRIS VE AKDENİZ

Sevgili Okuyucularım;

  Yıllardır çıkarlar söz konusu olunca egemen güçler bazı adımlar atmaya başlıyor. Sonuç, sonuç olmuyor. Oyalama ve duraklama, bu arada istediklerini elde ederek yeni çözümsüzlüğün kapısında rafta bırakma. 

   Kıbrıs’ta son adım; 25 Kasım'da Kıbrıs adasının siyasi statüsünün belirlenmesi için müzakerelerin canlandırılması adımı atıldı. Berlin'de, BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde, "Siyasi eşitliğe sahip, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon" hedefine ulaşmak üzere  BM Genel Sekreteri A. Guterres, Türk ve Rum liderlerle bir araya geldi. Bu kaçıncı toplantı diye sorarsanız, hatırlayanınız olur mu bilemem!

     Rum lider  N.Anastasiades ve Türk Lider M. Akıncı'nın; BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde "Siyasi eşitliğe sahip, iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon" hedefine ulaşımda kararlılıkta birleştiklerini açıkladı.
   Kıbrıslı tarafların yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin katılımıyla, aşamalı, anlamlı ve sonuç odaklı mümkün olan kısa zamanda başlayacak müzakerelerle, Kıbrıs'ın federasyon olarak yeniden birleşmesi yönünde yeni bir Kıbrıs konferansının planlandığı belirtildi.
     Beşli görüşmenin tarihi açıklanmadı.    

Yapılacak toplantı gündemdeyken,  Kıbrıslı Rum Sözcü Prodromu, Berlin’deki görüşmenin ‘gayri resmi’ olacağını duyurdu.  Bu toplantı yapıldığında, konuşulanlar tarafları bağlamayacak mı? Yoksa toplantı tutanağı da mı yayınlanmayacak.

Görüşmelerin sonuçları hep aynımı olacak. Çözümsüzlük ve çözümsüzlük!

   Kıbrıs'ta Türklerin siyasi eşitliği ve Lozan Anlaşması çerçevesinde Türk-Yunan dengesi sorunlarıyla karşı karşıya bırakılıyor.

     Geçtiğimiz Çarşamba günü Türkiye, Libya'nın uluslararası alanda tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez el Sarraj’la, Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ile güvenlik ve askeri işbirliğinin genişletilmesine yönelik anlaşmalar imzaladı.

    Dananın kuyruğu burada koptu.
    Üç hafta önce, Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Kıbrıs açıklarında münhasır ekonomik bölgeyi ihlal ettiği savunulan sondaj faaliyetlerinden dolayı, Türkiye'ye karşı ekonomik yaptırımlar üzerinde anlaşmaya varmıştı.
     Bir yanda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz'in yarısına kadar uzanan egemenliğini öngören "Mavi Vatan" fikri. Diğer yanda  Doğu Akdeniz'de Yunan adalarının etkisi tartışmaya açılırken, Kıbrıs'ın siyasi statüsünün belirlenmesi müzakereleri beklemeye mi kalacak sorusu.
     Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Mısır, İsrail ve AB'nin "Akdeniz İttifakı" arasında enerji kaynakları gerilimi iyice yükseldi.
     Çünkü Batı’nın “Enerji Güvenliği” politikası, enerji kaynaklarının çeşitlendirilerek Avrupa pazarlarına ulaşımını öngörüyor.
    Avrupa ülkelerin enerji alımlarının büyük kısmının Rusya’ya bağlı olmamasını sağlamak istemeleri, aynı zamanda ABD’nin gelecekteki stratejisine işaret ediyor.
     Diğer taraftan Doğu Akdeniz zengin doğalgaz kaynaklarının jeostratejik, diplomatik ve ekonomik etkisi; Hem ABD’nin gelecek stratejisine  hem de Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır, İsrail' e fırsatlar yaratıyor.
     Fransa ve İngiltere ile birlikte Kuzey Suriye’ye oluşturulan  koridorda hidrokarbonları uluslararası firmalar üzerinden, Suriye'de merkez hükümete bağlı PKK/YPG Kürt tabanı dedikleri üzerinden  çokuluslu ve uluslararası hukuk garantisinde bir şirketler devleti oluşturarak Avrupa'ya aktarmak, Doğu Akdeniz hidrokarbonlarının önemi bu olmalı!

      Zirve öncesi Fransa Cumhurbaşkanı E. Macron'un, İngiliz The Economist'e  verdiği röportajda; Suriye'nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyondan bahisle Türkiye'yi  "eşgüdümsüz ve agresif" olmakla suçlayan,
Bu yüzden "Stratejik kararlarda ABD ile NATO'daki müttefikleri arasına hiç bir şekilde eşgüdüm kalmadı.
     ABD, Avrupalı müttefiklerine sırtını döndü.
     NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" ifadeleri kesinlikle tepkileri ve yorumları tetiklemiş bulunuyor. İngilterede yapılan toplantıya bu düşüncelere tepkiyle gölgeler düştü. D.Turup ve E. Macron arasında ikili soğuk rüzgarlar ve tepkiler esti.

      İngiltere toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere'nin başkenti Londra'da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında ikili temaslarını sürdürürken, ABD Başkanı Donald Trump ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile ikili görüşmelerinin ardından Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile bir araya geldi.

     Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye – Yunanistan heyetleri ile yaptığı görüşme sonrası;  Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, "Karşılıklı anlaşmazlıklar kaydedildi. İki taraf Güven Arttırıcı Önlemler görüşmelerinin devamı kararı aldı. Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'a Dış Politika Kurulunu toplayarak tüm siyasi partilerin bilgilendirilmesi talimatını verdim" dedi.


    Türkiye Ulusal meselede, Kyriakos Miçotakisin yaptığı gibi Dış Politika Kurulunu toplayarak tüm siyasi partilerin bilgilendirilmesini yapacakmı? Bilemiyorum.

   Dış politikada Emperyalist güçlerin çıkar musluklarının kesilmeye başlandığı artık gözle görülür hale gelmiştir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi önem taşımaktadır.

   Sağlıklı yaşayın sağlıcakla kalın.
 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
TSGV İzmir Temsilcisi’nden Başkan Tosun’a Ziyaret
TSGV İzmir Temsilcisi’nden Başkan Tosun’a Ziyaret
Retrobüs Hafızalardan Silinmeyecek Bir Konser Performansına İmza Attı
Retrobüs Hafızalardan Silinmeyecek Bir Konser Performansına İmza Attı